“Hyper” daha iyi anlamına gelirken, “lexia” okuma veya dil anlamına gelir.

Çocukların çok küçük yaşlarda (2-4 yaş);  beklenenin ötesinde okumayı öğrenmesi ‘’hiperleksi’’ olarak adlandırılır. Bu okuma anlamlı bir okuma değildir. Çocuklar, okuduklarının büyük bölümünü anlayamamaktadırlar. Gelişimsel olarak bakıldığında da; 2-3 yaş aralığının alıcı dil becerileri buna uygun değildir. Bazı çocuklar ifade edici dil becerileri, takvim yaşına uygun şekilde gelişmeden okumaya başlarlar. Bazense hiç konuşma yokken çocukların erken yaşta okumaya başladığı gözlemlenir.

Çocuklarda sayılara ve harflere karşı yoğun bir ilgi gözlemlenebilmektedir.

Hiperleksi her zaman olmasa da, sıklıkla ‘’otizm spektrum bozukluğunun’’ bir parçasıdır. Hiperleksi, çoğunlukla erkek ve yüksek bilişsel işlevli çocuklarda görülmektedir.

Tek başına Hiperleksi oldukça nadirdir. Bu sebeple  gerçek sayısal veriler bilinmemektedir.

Otizm tanılı çocukların %6 ile %14’ünde hiperleksi görülebilmektedir. Hiperleksi olan her bireyde otizm spektrum bozukluğu tanısı yoktur. Ancak hiperleksi olan çocukların %84’ünde otizm tanısı görülür.

Otizm tanısı olan çocuklarda hiperleksi görülebilir ancak her hiperleksili çocuk otizm tanısı almamaktadır.

Hiperleksi, DSM V’de tanısal bir bozukluk olarak kabul edilmemektedir. Bu sebeple hiperleksi teşhisi konulmamaktadır. DSM V; hiperleksiyi otizmin bir parçası olarak listelemektedir. Hiperleksik çocuklar genellikle erken müdahale gerektiren duyusal sorunlara ve otistik benzeri özelliklere sahiptir, ancak bu hizmetleri teşhis olmadan almak zor veya imkansızdır. Bu durumda psikologlar ve eğitimciler kendi klinik deneyimlerinden yararlanarak hiperleksili olan çocuklara müdahale planı oluşturmaktadır.

Hiperleksili Çocukların Özellikleri

  • Gelişimsel Problemler: İyi okuyabilmelerine rağmen, hiperleksik çocuklar, akranlarına göre daha geride bir konuşma becerisi sergilerler. Akranları ile iletişim kuramama gibi gelişimsel problemler görülebilir. Ayrıca davranış problemleri de eşlik edebilmektedir.
  • Anlama Becerilerinde Gerilik ( Alıcı Dil Becerileri): Hiperleksili çocuklar çok yüksek okuma becerilerine sahiptir, ancak normal anlama ve öğrenme becerilerinden yaşına göre geridedir. Oyun kurmada ve oyunu anlamada zorlanabilirler. Verilen yönergeleri uygulamada problem yaşayabilirler.
  • Hızlı Öğrenme Yeteneği: Yoğun öğretime ihtiyaç duymadan öğrenebilirler hatta çoğu zaman kendi kendilerine de öğrenirler. Gördüğü ve duyduğu kelimeleri sık tekrar ederler.
  • Kitaplara yoğun İlgi: Hiperleksili çocuklar kitaplara ve diğer tüm okula materyallerini diğer nesnelere ya da oyuncaklara göre daha sık tercih ederler. Kelimeleri yüksek sesle söyler bazen heceleyebilirler. Bazı çocuklarda harflere olan ilginin yanında sayılara olan ilgi de dikkat çekmektedir.

Hiperleksi konusunda önde gelen bir uzman olan Dr. Darold Treffert’e göre, hiperleksi 3 tür olarak ele alınmaktadır.

 

Hiperleksi I:  Bilişsel işlev olarak iyi durumda olan yani zeki ve tipik gelişim gösteren çocuklardır. Erken çocukluk döneminde ailelerin yoğun kitap okuyuşları çocuğun harflere ve kitaplara olan ilgisini artırabilir ve çocuk harfleri heceleri birleştirerek erken dönemde okuma becerisini kazanır. Hiperleksi I, işlevsel açıdan bir problem yaratmamaktadır. Hiperleksi I tip çocuklar; güçlü akıl yürütme becerilerine ve güçlü görsel uzaysal becerilere sahip olabilirler. Yüksek IQ saptanabilmektedir.

Hiperleksi II: Otizm spektrum bozukluğu ile birlikte görülür.

Hiperleksi III: Erken okuyan, ancak zamanla kaybolan bazı otizm benzeri özelliklere sahip olan otizm tanısı olmayan çocuklar. Zamanla otizme benzer özelliklerin ortadan kaybolduğu gözlenir. Erken döndem de duyusal sorunlar, geç konuşma, güçlü bir görsel hafıza görülebilir. Rutinlere bağlılık ve bazen tekrarlayan hareketler eşlik edebilmektedir.

Çocuğumun Hiperleksili Olduğunu Nasıl Anlarım?

Sadece hiperleksiyi ölçen spesifik psikometrik testler yoktur. Ancak KTEA 3’te (Kaufman Test of Educational Achievement) çok yüksek okuma puanları saptanırken, WISC testlerinde yine çok yüksek sözel puanlar saptanmaktadır. Bunların yanı sıra uzmanlar klinik gözlemleri ile yorumlamada bulunabilirler.

Vaka Çalışmaları

Phyllis Kupperman ve Elmhurst, Konuşma ve Dil Bozuklukları Merkezi kliniğinde gerçekleştirdikleri çalışmalarda, hiperleksili çocukları 2 ya da 2 yaş 6 aylık dönemde gözlemlediklerini belirtmişlerdir. Bu gözlemlerinin sonuçlarına göre; konuşma dilini anlamada güçlük çektiklerini bazılarının hiç konuşmadığını bazılarının birkaç kelime konuştuğunu çoğunluğunda ise ekolalik konuşma şeklinin olduğunu belirtmişlerdir. Davranışlarının bir çok yönden OSB’na benzer göründüğünü ancak eğitim ilerleyen yıllarında bu çocukların otizmden çıktıklarını belirtmişlerdir. Bazı vakaların ise; mesafeli, antisosyal veya muhalif davranışlarını sürdürdüğünü gözlemlemişlerdir. Eğitim devamlılığında zaman içerisinde; yalnızlık ve kendini uyarıcı davranışların belirgin bir şekilde azaldığını belirtmişlerdir.

Hiperleksili olan 12 çocuk ile hiperleksinin genetik yatkınlığı üzerine bir çalışma yapılmıştır. Bu küçük örneklem ile yapılan çalışmanın sonuçları genetik ve ailesel bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Dil işlemleme bozukluğu olan ailelerin ( tipik olarak erkek aile üyelerinde) hiperleksili bir çocuğa sahip olma oranının daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Uzman Klinik Psikolog

Oyun Terapisti

Özge Özgeç Gürel

Mental Retardasyon ( Zihinsel Yetersizlik):

Mental retardasyon; gelişim dönemlerinde ortaya çıkan, çevreye uyum ve davranışlardaki bozulma ile birlikte olan, genel zihinsel fonksiyonların ortalamanın anlamlı derecede altında olması şeklinde tanımlanabilir. Mental retardasyon zihinsel yeteneklerin yetersiz gelişimidir.

Sosyal etkileşim, sosyal iletişim ve hayal gücü alanlarında sorun yaşayan otizmi olan bireylerin çeşitli zeka düzeylerinde olduğu görülmektedir. Otizm tanılı bireylerin yaklaşık  % 15’i normal ve normal üstü zeka düzeyinde; %25-35’i sınır zeka ve hafif mental retardasyon grubundadır; geriye kalanların zekaları ise orta ve ağır derecededir. Mental Retardasyon %70 oranla otizme en sık eşlik eden tanıdır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB):

DEHB, başlıca dikkat eksikliği, hareketlilik ve dürtüsellik ile kendini gösteren; bir dizi diğer bilişsel ve davranışsal belirtilerin eşlik ettiği bir bozukluktur (American Psychiatric Association 1994).

Çocuklu döneminde otizme yüksek oranda eşlik eden ek tanılardan biri de DEHB’dir. Otizmde dikkati sağlayan sistemlerde bir sorun olduğu düşülmektedir. Hatta araştırmacılar bu sebeple otizm ve DEHB arasında bir akrabalık olabileceğini belirtmişlerdir.

OSB olan çocukların ailelerinden toplanan veriler analiz edildiğinde, bu çocukların %87’sinin DEHB’nin en az bir bileşeninde DEHB tanılama kriterlerini karşıladığı görülmüştür (Ames ve White, 2011). OSB olan araştırma katılımcılarında yüksek oranda DEHB ek tanısı aldıklarını belirtmişlerdir. Diğer yandan DEHB olan çocukların %7’sinin yüksek düzeyde OSB semptomları gösterdiği gözlemlenirken, bu çocukların %59’unun orta düzeyde otistik benzeri davranışlar sergilediği bulunmuştur (Mulligan ve diğer., 2009).

Alan yazında Otizm spektrum bozukluğu ve DEHB’nin nöropsikolojik ve bilişsel düzeyde aralarında benzerliklerin olup olmadığına dair araştırmalarda yer almaktadır. Örneğin, Happé, Booth, Charlton ve Hughes, (2006) ve Sergeant, Geurts ve Oosterlaan, (2002) esneklik (flexibility), planlama, ket vurma (inhibition) ve çalışma beleği (working memory) gibi nöropsikolojik ve bilişsel düzeydeki etkinliklerdeki yetersizlikler hem otizm spektrum bozukluğu hem de DEHB’de görüldüğünü belirtmişlerdir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB):

Obsesif Kompulsif Bozukluk, kişinin sosyal, akademik ve mesleki işlevselliğini ciddi etkileyen, kişiye rahatsızlık veren, benliğe yabancı ve tekrarlayıcı düşünce, dürtü ya da düşlemler ve tekrarlayıcı davranış ya da zihinsel eylemlerle karakterize bir rahatsızlık olarak tanımlamaktadır.

OSB tanılı bireylerin %17’sine OKB tanısı eşlik etmektedir. Yapılan klinik çalışmalarda ise OSB tanısı olan bireylerde görülen obsesyon ve kompulsiyonlar daha az egodistonik, içeriği daha kısıtlı olarak tanımlanmakta ve daha şiddetli olarak bildirilmektedir. Değişime direnç ve rutinlere sabitlenme ya da ritüeller her iki bozuklukta da görülebilmektedir. Ayrıca OKB ve OSB tanısı olan çocuk ve ergenler tekrarlayıcı hareketler açısından benzer oranlar sergilemektedirler.

Öğrenme Güçlüğü:

Öğrenme güçlüğü, çocuğun okuma, yazma, matematik, dinleme ve anlama, muhakeme, konuşma, akıl yürütme yeteneklerini kazanmada ve kullanmada yaşadığı güçlüktür.

Otizme eşik eden diğer bir ek tanı ise öğrenme güçlüğüdür. Özgül öğrenme güçlüğü ve OSB tanılı çocuklar ve akrabalarında toplumsal iletişim ve etkileşim zorluklarının gözlenmesi OSB’nin altta yatan bir genotipi paylaşabileceği, bu bozukluklardaki fenotipin ise genetik yapının farklı görünümleri olabileceği görüşü belirtilmektedir (Demir 2016).

Duygu Durum Bozuklukları:

Duygudurum bozuklukları, otizmli bireylerde bildirilen en yaygın psikiyatrik komorbiditelerden biridir. Bununla birlikte, ruhsal değişiklikler, otizmli birçok bireyde kolayca fark edilemeyebilir; çünkü otizmli bireylerin duygularını ifade etme, ruh halindeki değişiklikleri tanımlama ya da depresyonun biyolojik semptomları hakkında yorum yapma yeteneğinde kısıtlılıklar bulunmaktadır.

Kendilerini sözel olarak ifade edebilen otizmli bireyler bile, sosyal iletişimlerinde kısıtlılıklarının olması nedeniyle bu semptomları bildirmekte sıkıntı yaşayabilirler. Dahası, OSB’ye özgü bazı sosyal çekilme, sınırlı yüz ifadesi ve affektif küntleşme gibi bazı semptomlar depresyonun da belirtileri arasındadır.

Bipolar Bozukluk:

Bipolar bozukluk, tekrarlayan ataklarla karakterize kronik psikiyatrik bir hastalıktır. İki uçlu bozukluk (bipolar bozukluk, eski adıyla manik-depresif hastalık) iki ayrı hastalık dönemleriyle karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu hastalık dönemlerinden bir tanesinde taşkınlık (mani), diğerinde ise çökkünlük (depresyon) bulunmaktadır.

Otizm spektrum bozukluğu olan olgularda; bilişte, dilde, davranışlarda ve ilgi alanlarında belirgin bir dalgalanma olduğunda eşlik eden bipolar bozukluk tanısı düşünülmelidir. OSB hastalığının bir parçası olarak görülen dil bozukluğu olan çocukların pragmatik, dikkat dağıtıcı ya da garip bir dile sahip olması durumu, manik atağın belirtisi olan düşünce bozukluğundan ayırt edilmelidir (Carlson 2012).

Epilepsi:

Epilepsi; beyindeki sinir hücrelerinin artmış uyarılabilirliğinden (nöronal hipereksitabilite) kaynaklanan klinik bir durumdur. Epilepsi nöbetler ile kendisini belli eder. Epilepsi nöbetleri ani şekilde ortaya çıkar ve beynin bir bölümüne ya da tümüne yayılır. Nöbetler, otizmdeki en yaygın nörolojik komplikasyondur ve çalışmalar, otizmli çocukların epilepsi olma olasılığının biraz daha yüksek olduğunu açıkça göstermektedir.

Farklı araştırmalarda farklı rakamlar verilmiş olup, otizmli çocuklarda epilepsi görülme oranı fazladır. Amerika Birleşik Devletleri’nde veriler, otizm spektrumundaki çocukların yaklaşık üçte birinin de epilepsi tanısı aldığını bildirmiştir.

Otistik bozukluğu olan bireylerde epilepsi görülme oranı %4 ile %32 arasındadır.

Otizmi olan çocuklarda zihinsel engellilik, epilepsi gelişimi için yüksek bir risk faktörü gibi görünmektedir. Zihinsel engeli olmayanlar için tahmini risk % 8 iken, zihinsel engelli olanlar için % 20 kadar yüksektir.

Uyku Bozuklukları:

Uykunun süresinde, kalitesinde, zamanlamasında problemlerle süregiden günlük işlevselliği etkileyen rahatsızlıklar uyku bozukluğudur. Uyku bozuklukları, ruhsal rahatsızlıkları şiddetlendirebilir, ruhsal rahatsızlıklara  neden olabilir ya da ruhsal rahatsızlıkların bir belirtisi olabilir.

Normal gelişim gösteren bireylerle karşılaştırıldığında, uyku problemlerinin, zihinsel yetersizlik ve otizm spektrum bozukluğu (OSB) gibi gelişimsel yetersizliği olan bireylerde görülme oranı daha fazladır.

Uyku problemlerinin aynı zamanda otizmin çekirdek ve ilgili belirtilerinde artışa yol açabileceği öne sürülmektedir. Otizm tanısına, uyku sorunları %40-80 oranında eşlik edebilmektedir.

Depresyon:

Üzüntü, sıkıntı, karamsarlık gibi uygularla birlikte isteksizlik, işlevlerde yavaşlama, güçte, özgüven ve özsaygıda azalma gibi belirtiler gösteren ruhsal bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Yetişkinlik döneminde depresyon daha sık görülmesine karşın; bu ilişkiyi inceleyen geniş tabanlı çalışmalar yoktur.

Çocukluk dönemi sonrasında ergenlik dönemi ile beraber depresyon tanısı daha sık görülmeye başlar. Anksiyete bozuklukları da sıklıkla depresyona eşlik edebilmektedir.

Özge Özgeç Gürel
Uzman Klinik Psikolog
Oyun Terapisti

Yürütücü işlev bireylerin kolay ulaşamayacağı, bir süre beklemesi gerekli olan, genellikle yeni bir durumda ortaya çıkan ve yanlış tepkilerini durdurarak hedeflenen noktaya ulaşmada ihtiyacı olan tüm becerilerin bütünüdür. Yürütme işlevleri, problem çözme, strateji geliştirme ve uygulama, kavram oluşturma, planlama, dürtü kontrolü, engelleme, bilişsel esneklik, üretkenlik ve eylem başlatma gibi becerileri kapsamaktadır. Yürütücü işlevin gelişimi, bir bebeğin hedefe yönelik eylemleri gerçekleştirebilmesiyle başlar ve erken yetişkinlik dönemine kadar devam eder. Yürütücü işlevin gelişimi, beyin gelişimiyle özellikle frontal lobun ön bölümüyle beraber çevresel uyarımla ilişkilidir.

Otizm Spektrum Bozukluğu ve Yürütücü İşlev

OSB tanılı bireylerde farklı sosyal iletişim eğilimleri, kısıtlayıcı veya yineleyici davranışlar, birincil tanısal özellikler olarak değerlendirilebilir fakat buna ek olarak OSB’li bireylerin yaklaşık %85’i dikkat ve yürütücü işlevlerle alakalı zorluklar yaşamaktadırlar. Yürütücü işlevler, odaklanma, dikkatin yönlendirilmesi, ketleme, çalışan bellek, bilişsel esneklik ve planlama gibi becerileri kapsar ve bunlarla alakalı eksiklikler sosyal, akademik ve davranışsal gelişimi etkiler. Ayrıca spesifik olarak incelendiğinde dikkat ve yürütücü işlev eksiklikleri, yönergeleri takip etmeyi, bir görevden bir sonrakine geçiş yapmayı, davranış veya düzenlemeyi, sosyal iletişim kurmayı ve öğrenmeyi zorlaştırarak akademik başarısızlık riskini artırmaktadır.

OSB tanısı olan bireylerde çalışan bellek bozuklukları soyut düşünme, odaklanma, davranışın düzenlenmesi, dikkati sürdürme ve bilişsel esneklik ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. Gilotty ve ark. (2002) tarafından yapılan araştırmada OSB tanısı olan bireylerin çalışan bellek puanları ne kadar düşükse uyumsal davranışlardaki problemlerin o kadar yüksek olacağını belirtmiştir. Baltruschat ve ark. (2011) yaptığı çalışmada ise uygulanan davranışsal müdahale eğitimi sonrasında OSB tanısı olan çocukların çalışan bellek becerileri değerlendirdiğinde önemli artışlar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak çalışan bellek performansında artış sağlayan eğitimlerle bu semptomlar azaltılarak, OSB tanısı olan çocukların sosyal işlevselliğinin gelişmesine katkı sağlanabileceği ifade edilmiştir.

OSB tanılı bireyler, uyaranlar arasındaki ilişkileri tanımakta yaşadıkları zorlukların yanında, çoklu değişkenler arasındaki ilişkileri de anlamakta zorluk çekerler ve bu sebeple karşılaştıkları durumlardaki görsel detayları ve bireysel kuralları ezberleyerek eksik olan yürütücü işlevi telafi etme eğilimindedirler. Bu bireylerin rutinlere bağlılıkları ve bu sebeple rutin bozulmalarına verdikleri büyük tepkiler de gelen bilgileri dikkate alma ve kullanma konularındaki eksiklikleri ile açıklanabilir. Bununla birlikte iletişim anormallikleri, yaratıcı oyunun yokluğu, sosyal etkileşimde bozulma ve tekrarlayan-basmakalıp davranışlar yürütücü işlev eksikliği ile ilişkilendirilmiştir.

Çocuk Gelişim Uzmanı

Dilara Doğan Bilgiç

Alanyazında anında ekolali (Prizant & Duchan, 1981) ve gecikmiş ekolalinin (Prizant & Rydell, 1984) işlevlerini belirlemeye yönelik çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Bu çalışmaların sonuçlarını inceleyecek olursak ekolalinin farklı işlevleri olduğunu görebiliriz.

Ekolalinin İşlevleri

Anında Ekolalinin İşlevleri

Anında ekolalinin, 4 tane başkaları ile etkileşim işlevi bulunmaktadır.

  • Sıra alma:

Karşılıklı etkileşim sırasında birey kendi sırası geldiğinde, etkileşimi ekolalik ifadelerle sürdürmektedir. İletişim ortaklarıyla göz teması sürdürülmekte, ilgili nesne ya da kişiye vücut yönelmektedir. Örneğin:

İletişim ortağı: -‘’Kahvaltıda ne yedin?’’

Otizm tanılı birey: -‘’Kahvaltıda ne yedin?’’

İletişim ortağı: -‘’Yumurta yedin mi?’’

Otizm tanılı birey:- ‘’Yumurta yedin mi?’’

Bu örnekteki şekilde en az iki tur şeklinde etkileşimi sürdürmek önemli bir faktördür.

 

  • Bildirimde bulunma

Ekolalik ifadeden önce veya ekolali sırasında dokunma, işaret etme, gösterme gibi jestler hareketler meydana gelmektedir. Aynı zamanda iletişim ortaklarıyla göz teması kurulmaktadır. Ekolalik ifade orijinal ifadenin aynısı olabileceği gibi orijinal ifade kısaltılabilir ya da yeni sözcükler eklenebilir.

İletişim ortağı: Neredeyse boş kurabiye kavanozunu kontrol ederken,

-“Biraz çikolata alsam iyi olur”.

OSB olan birey: Kurabiye kavanozuna dokunarak,

–“Biraz çikolata alsam iyi olur”.

OSB olan birey kavanozdan bir çikolata almaya çalışmamaktadır. Jestler çoğunlukla nesneye dikkat çekmek için kullanılmaktadır

  • Talep etme

Nesne veya hizmet istemek için kullanılan ifadelerdir. Genellikle azaltılmış ekolalileri (orijinal ifadelerde değişiklikler) içerir.

İletişim ortağı: – “Televizyon izlemek ister misin?”

OSB olan birey: -“Evet, televizyon izlemek istersin, lütfen.”

İletişim ortağı: -“Biraz kraker ister misin?”

OSB olan birey: -“Biraz balık kraker ister misin?

  • ‘Evet’ yanıtını verme

Genellikle bir soru olan, orijinal ifadenin onaylandığını göstermek için kullanılan ifadelerdir.

İletişim ortağı: -“Süt ister misin?”

OSB olan birey: -“Süt ister misin?” diyerek sürahiye bakar. Ardından, elini havaya kaldırarak bir bardak süt almayı bekler.

Anında ekolalinin, başka biri ile etkileşim içermeyen ise 3 tane işlevi bulunmaktadır.

  • Odaklanılmamış

Belirgin bir niyet olmadan ve genellikle yüksek uyarılma durumlarında (örneğin korku, ağrı) üretilen ifadelerdir. Genellikle orijinal ifadenin aynısı tekrarlanır.

İletişim ortağı: -“Sorun nedir? Neden çığlık atıyorsun?”

OSB olan birey: Yürümeye ve ellerini çırpmaya devam eder. Aralıklı olarak kendi yüzünü tokatlar ve çığlık atar. Bu sırada kendi kendine, -“Sorun nedir? Neden çığlık atıyorsun?” “Sorun nedir? Neden çığlık atıyorsun?” diyerek iletişim ortağının ifadesini tekrarlar

  • Tekrarlama/Prova Etme

Bilgiyi işlemeye yardımcı olması için kullanılan ifadelerdir. Tekrarlanan ifadeden sonra, ifadenin anlaşıldığını gösteren eylemler gerçekleşebilir. İletişim ortaklarıyla göz teması kurulmaz ve tekrarlanan ifadeler genellikle fısıltı şeklinde üretilir.

İletişim ortağı: -“Bunu Arda’ya ver.” (Televizyon kumandasını uzatır.)

OSB olan birey: Yürümeye başlar ve sessizce birkaç kez -“Bunu Arda’ya ver” diyerek Arda’ya doğru yürür ve kumandayı ona verir.

  • Özdenetim

Kişinin kendi eylemlerini düzenlemeye yarayan ifadelerdir. Motor hareketler ile eşzamanlı olarak üretilir.

İletişim ortağı: – “Yatakta zıplama.”

OSB olan birey: Zıplamayı yavaş yavaş azaltırken, kendi kendine birkaç kez -“Yatağa zıplama” der ve en son yataktan iner.

Vicker, B. (2009). Functional categories of immediate echolalia. Bloomington, IN: Indiana University, Indiana Institute on Disability and Community. https://scholarworks.iu.edu/dspace/handle/2022/9540

Çalışma bulgularına bakıldığında; anında ekolalinin %4’ü odaklanılmamış ifadelerden oluşmaktadır. Yani; çevresindeki nesnelere ve kişilere dikkat edilmeyen, daha çok kendini uyarıcı davranış olarak gözlenen ekolalik ifadelerdir. Anında ekolalinin % 96 olarak kullanılması ise, sosyal etkileşim içermektedir. Yani iletişim başlatma, sürdürme vb. amacı ile kullanılmaktadır.

Gecikmiş Ekolalinin İşlevleri

Etkileşimli gecikmiş ekolalinin 9 tane işlevi bulunmuştur.

  • Sıra Alma:

Sözlü değiş tokuşlarda dönüş dolguları olarak kullanılan ifadelerdir.

İletişim ortağı: “Bu hafta sonu ne yaptın?”

OSB olan birey :“Yüzme havuzuna atlamayın.”

İletişim ortağı: “Aa, yüzmeye mi gittin?

OSB olan birey: “Gözlüklerini tak. O zaman gözlerinize klor kaçmaz.”

  • Sözlü Tamamlama:

Başkaları tarafından başlatılan ve aşina olduğu rutinleri tamamlayan ifadelerdir.

İletişim ortağı: “Ellerini yıka.”

OSB olan birey: Ellerini yıkarken “Aferin sana, çok güzel ellerini yıkadın.” (Öğretmeni bir işi tamamladığında genelde aferin diyerek pekiştirir.)

  • Bilgi Verme:

Duruma özgü, belirgin olmayan yeni bilgiler sunan ifadelerdir (başlatılabilir veya yanıtlanabilir) Durumsal bağlamda açık olmayan yeni bilgiler sunan ifadeler (başlatılabilir veya yanıtlanabilir).

Anne öğle yemeği hazırlamak üzeredir ve “Öğle yemeğinde ne istersin?” der.

OSB olan birey öğle yemeğinde sandviç istediğini bildirmek için bir salam markasının şarkısını söylemeye başlar (Öğle yemeği için sandviçten bahsedilmemiş ve ortamda sandviç fikrini tetikleyecek bir görsel yokken).

  • Etiketleme:

Ortamdaki nesneleri veya eylemleri etiketleyen ifadelerdir.

OSB olan birey ve babası kitapları düzenlemektedir. OSB olan birey bir kitap alır ve babasına bakarken kitapta geçen bir cümleyi söyler. Baba “Evet, bu senin en sevdiğin kitap”.

OSB olan birey diğer kitaplara bakmaya devam eder, kitabı okumak istediğini belirtmez. Bu yüzden bu ifade kitabı tanıdığını ve hatırladığını gösteren bir ifadedir.

  • Çağırma:

Dikkati kendine çekmek veya etkileşim kurmak / sürdürmek için kullanılan ifadelerdir.

Simla adında OSB olan bir çocuk bir yetişkine doğru yürür ve etkileşim başlatmak için “Simla ilginç bir isim” der.

  • Talep Etme:

Nesneleri istemek için kullanılan ifadelerdir.

OSB olan birey annesine gider ve susadığını belirtmek için “Su ister misin?” der.

  • Karşı Çıkma:

Başkalarının eylemlerini protesto eden ifadelerdir, Başkalarının eylemlerine karşı çıkmak veya başkaları tarafından ifade edilen yasakları yansıtmak için kullanılmaktadır.

OSB olan birey sınıf arkadaşının yere kağıt attığını görür. “Kaç kere bunu yapmamanı söyledim? Hemen onları toplamanı istiyorum. Üçe kadar sayacağım; 1-2-3.”

  • Doğrulama:

Önceki ifadenin onaylandığını belirtmek için kullanılan ifadelerdir.

Yetişkin: “Atıştırmak için ne istersin? Meyve suyu? Kraker? Muz?” OSB olan birey meyve suyu istediğini belirtmek için “Meyve suyu ister misin?” der.

  • Yönerge Verme:

Başkalarının eylemlerini yönlendirmek için kullanılan ifadelerdir.

OSB olan birey egzersiz yapmak istemektedir. Televizyonun yanında duran ablasının yanına gider. “Hazır mısın? Haydi egzersiz yapalım. Önce kollarını kaldır. Şimdi zıpla…” diyerek daha önce izlediği videodan bazı diyalogları kullanarak, ablasından o videoyu oynatmasını ister.

Etkileşim içermeyen, gecikmiş ekolalinin 5 tane işlevi bulunmuştur.

  • Odaklanmamış:

Belirgin iletişimsel amacı olmayan veya bağlama uygun olmayan ifadelerdir. Kendini uyarıcı olabilir.

OSB olan birey sınıfta dolaşarak geçmişte duyduğu bir spor yayınının bölümlerini tekrarlar.

  • Durum İlişkisi:

Bir nesne, kişi, durum veya etkinlik tarafından tetiklenmiş görünen ve hiçbir iletişimsel amacı olmayan ifadelerdir.

OSB olan birey bir tişörtte Indiana Üniversitesi logosunu görür ve Japonca Indiana dövüş şarkısını söylemeye başlar. Japonca şarkıyı televizyonda yayınlanan üniversiteler arası basketbol turnuvaları sırasında yayınlanan bir reklamdan öğrenmiştir.

  • Kendi Kendine Yönerge Verme:

Kişinin kendi eylemlerini düzenlemeye yarayan ifadelerdir. Motor hareketler ile eşzamanlı olarak üretilir.

İletişim ortağı: “Yemekten önce ellerini yıka.”

OSB olan birey: Ellerini yıkamak için lavaboya gider, lavaboda kendi kendine birkaç kez “Yemekten önce ellerini yıka” der ve sonra lavaboda ellerini yıkar.

  • Prova Etme:

Alçak sesle üretilen ifadelerin ardından daha yüksek sesle üretilen etkileşimli ifadelerdir. Etkileşimli ifadeler üretmek için alıştırma yapıyor gibi görünmektedir.

İletişim ortağı: “Ne yemek istersin?”

OSB olan birey birkaç kez kendi kendine (kısık sesle), “Kraker istiyorum, lütfen” der. Daha sonra iletişim ortağına bakar ve normal ses tonuyla “Kraker istiyorum, lütfen” der.

  • Etiket:

İletişim amacı olmadan ortamdaki nesneleri veya eylemleri etiketleyen ifadelerdir. Dil öğrenmek için pratik yapma şeklinde olabilir.

OSB olan birey açık bir pencere görür. Büyük bir halka çizerek yürür ve “Pencere. Pencereyi kapat. Burası soğuk. (Dışarısı 27 derece.) Pencereyi kapat.” der. Bu sırada pencereyi kapatmaya çalışmaz ya da başkasının yapması için girişimde bulunmaz.

Vicker, B. (1999). Functional categories of delayed echolalia. The Reporter, 4(2), 7-10. https://scholarworks.iu.edu/dspace/handle/2022/9026

 

 

 

Uzman Klinik Psikolog

Oyun Terapisti

Özge Özgeç Gürel

Yapılan araştırmalara göre; erken çocukluk döneminde öğrenme güçlüğü belirtileri, uzaysal-zamansal süreçlerde, işitsel, görsel, dokunsal süreçlerde, denge ve motor koordinasyonda problemler olarak karşımıza çıkmaktadır.

İşitsel Bellek Sorunları:

  • Yetersiz sözcük dağarcığına sahiptirler.
  • Sözcük bulmada, isimlendirmede güçlük yaşarlar.
  • Temel eylemleri karıştırabilirler. Örneğin; vermek, almak, koşmak, yemek. Almak ifadesi yerine vermek kullanabilirler.
  • Sözcüklerdeki hecelerin yerlerini değiştirebilirler. Örneğin; ‘mavi’ yerine ‘vami’, ‘sifon’ yerine ‘fison’ demek gibi.
  • Bazı harflerde karıştırma yaşarlar. Örneğin; f –v sesini b-m sesini karıştırmak gibi.
  • Harf ses ilişkisinin öğrenme problemleri görülebilir.
  • Söylenen yönergeleri akılda tutmakta zorluk çekerler.
  • Karşısındaki kişiyi dinlemiyor gibi görünebilirler.
  • Sayı, harf ya da kelime dizilerini ya da uzun cümlelerin tekrarlarında zorlanırlar.
  • Oyunlarda ilgileri kolay dağılabilir.
  • Tekerlemeleri öğrenmede problem yaşarlar.
  • Sayı saymada, haftanın günlerini hatırlamada zorluk yaşayabilirler.
  • Doğru kelime yapısı ve sırası ile konuşmada sıkıntılar görülebilir.
  • Ritmik oyun içeren çalışmalarda başarısızlık yaşayabilirler.
  • Yüksek sesle okunan hikayeleri anlamakta güçlük yaşayabilirler.
  • Konuşma bütününde kelimeleri telaffuz etmede sorun yaşayabilirler.

Görsel Bellek Sorunları:

  • Görsel ayırt etme yetenekleri zayıftır.
  • Görsel hafızaları zayıftır.
  • Uzaklık, derinlik algıları zayıftır.
  • Görsel olarak figür-zemin ayırt etmede güçlük çekerler.
  • Çizim ve kopyalama yapma istekleri düşüktür ve çizim yaparken zorluk yaşarlar.

Dil Sorunları:

  • Dilin gramer yapısına uygun kelimeleri dizip cümle oluşturmada güçlük yaşarlar.
  • Konuşmada gecikme yalarlar ve bu durum disleksinin en önemli belirtisidir.
  • Kendilerini ifade etme becerileri zayıftır.
  • Sıklıkla bebeksi konuşmaları vardır.
  • Konuşma seslerini, cümleleri anlamada problem yaşarlar.

Zaman Sorunları:

  • Dün-bugün-yarın gibi kavramları karıştırırlar.
  • Şimdi ve sonra kavramlarını yanlış kullanabilirler.
  • Zamanı iyi kullanmada problem yaşarlar.

Oryantasyon Sorunları:

  • Top yakalama, ip atlama gibi oyunlarda problem yaşarlar.
  • Yön bulmada güçlük çekerler.
  • Sağ-sol ayırt etmede problemler yaşarlar.
  • Yön karıştırma yaşayabilirler. Örneğin; ayakkabılarını ters giyme, kitabı ters tutma gibi.
  • Ön ve arka gibi kavramları öğrenmede zorluk yaşarlar.
  • Rutinleri takip etmede sıkıntı yaşarlar.
  • Mesafe ve ölçümlerde zorluk çekerler.

Dokunarak Ayrımlaştırma Sorunları

  • Gözü kapalıyken avcuna ya da sırtına çizilen şekli, sayıyı ayırt etmekte güçlük yaşayabilirler.

Organizasyon Sorunları

  • Uyaranları sınıflama, gruplamada zorluklar yaşarlar.

Motor Koordinasyon Sorunları

  • Motor koordinasyon sorunları yaşarlar.
  • El-göz koordinasyonları zayıftır.
  • Geometrik şekilleri çizim ve kopyalama becerilerinde isteksizlik yaşarlar ve zorlanırlar.
  • Düğme ilikleme de zorlanırlar.
  • Makas kullanımında zorlanırlar.
  • Çatal-kaşık kullanımda zorlanırlar.
  • Ayakkabı bağlamada zorlanırlar.
  • Kalemi hatalı tutma gözlenebilir.

Sosyal-Duygusal Davranış Sorunları

  • Duygulanımlarında değişkenlik olabilir.
  • Değişikliklere karşı uyum problemi yaşayabilirler.
  • Akranları ile iletişim problemleri görülebilir.
  • Sekonder davranış problemleri görülebilir. Örneğin; karın ağrısı, enürezis, enkoprezis, okul reddi görülebilir.

Uzman Klinik Psikolog

Oyun Terapisti

Özge Özgeç Gürel

Ekolali, söylenen bir ifadenin bir kısmının veya tamamının bağlama uygun olmayan biçimde sözel olarak tekrarlanmasıdır (Valentino, 2012). Tekrarlanan ifade ya da ifadeler herhangi biri tarafından söylenmiş olabilir. Televizyon, radyo gibi başka bir ses kaynağından da duyularak tekrar edilmiş olabilir.

Ekolali, otizm tanılı bireylerde yaygın şekilde görülmektedir. Ekolali bireyin; öğrenmesini, dikkatini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca toplumda ötekileştirmeye sebep olabilmektedir.  Otizm tanılı bireyler ekolali yaptığında; bu her zaman onların kullandıkları kelimelerin anlamını bildiğini göstermez. OSB tanılı bireylerin çoğunluğunda;  konuşma becerilerinin başlangıç aşamasında ekolali kullanımı gözlenmektedir. Bu durum konuşmanın gelişme döneminde geçici bir süre olarak gözlenirken; bazı otizm tanılı bireyler ekolali aşamasının ilerisine geçememektedir.

Ekolalinin Nedeni

Ekolalinin kesin nedeni henüz bilinmemektedir. Otizm tanısında; anlama güçlüklerin ve bilişsel işlev eksiklerinin ekolaliyi arttırdığı bilinmektedir.

Ekolalinin Türleri

Ekolali ortaya çıkış zamanına göre 2’ye ayrılır.

1)Anında Ekolali: İşitilen ilk ifade ile tekrar edilen ifade arasındaki sürenin birkaç saniye olması ile oluşan ekolali şeklidir. Örneğin; OSB tanılı bireye bir soru yöneltildiğinde aynı sorunun cevap olarak alınması buna örnektir.

– ‘’Adın ne?’’

–  Adın ne? Şeklinde.

2)Gecikmiş Ekolali: Önceden duyulmuş bir ifadenin; birkaç dakika sonra, birkaç saat sonra ya da gün, hafta, ay, yıl geçtikten sonra yeniden kullanılması gecikmiş ekolalidir.

Her iki tür içinde; ekolali olarak kabul edilen ifadeler, daha önceden duyulmuş konuşmaların dışında, izlenilen bir televizyon programından, video içeriğinden bir kesit olabilir. Hatta kitaplardan okunan ifadeler bile ekolali olarak karşımıza çıkabilir. Otizm tanılı bireylerde tek bir tür görülebileceği gibi; anında ve gecikmiş ekolali birlikte olarak da görülebilir.

Anında ekolaliyi tanımak, gecikmiş ekolaliyi tanımaya göre daha kolaydır. Gecikmiş ekolalide dinleyici kişi ilk söylendiğinde olay yerinde olsa bile, bu repliği zaman geçtikten sonra unutmuş olabilir. Bu sebeple söylenen kelimenin ya da cümlenin ekolali olup olmadığına karar veremeyebilir. Ancak bazı OSB tanılı bireyler, aynı repliği defalarca dün içerisinde kullanmaktadırlar. Bu kullanım arttığında gecikmiş ekolaliyi anlamak daha kolay hale gelebilmektedir. Reklamlar, tekerlemeler, şiir ve şarkı sözlerinin uygunsuz kullanımı da gecikmiş ekolaliyi tanımada netlik sağlamaktadır.

Dilbilim Unsurları Açısından Ekolali

Tam ekolali ve azaltılmış ekolali olarak 2’ye ayrılmaktadır. Tam ekolali duyulan sözcüklerinin eksiksiz olarak tekrarını içerir. Hatta bu ekolalide tonlamanın da birebir olarak taklit edildiği görülebilmektedir. Örneğin; ‘’bugün ne yemek yedin? ‘’ cümlesine verilen cevap ‘’ bugün ne yemek yedin?’’ şeklindedir.

Azaltılmış ekolali ise; duyulan cümledeki sözcüklerin bir kısmın söylenmesi ve bu sözcüklerle ilgili kendi ürettiği sözcükler ile konuşmaya devam etmesidir. Bu durumda sorulan sorudan kopuk şekilde anlamsız ifadeler ortaya çıkmaktadır. Örneğin; ‘’bugün ne yemek yedin? ‘’ cümlesine verilen cevap. ‘’bugün…. yedin…… yemekler sağlıklı, lezzetli yiyecekler. ‘’ şeklinde olabilir.

Palilali Nedir?

Ekolaliye benzer bir diğer konuşma bozukluğu palilalidir. Ekolaliden farklı olarak palilali kişinin duyduğu ifadeyi değil, kendi söylediği ifade ya da ifadeleri tekrar tekrar söylemesidir. Örneğin; bireyin, su içtikten sonra, ‘’su içtim.. su içtim… su içtim…’’ şeklindeki tekrarı buna örnek gösterilebilir. Tekrarlanan ifadelerde gözlenen en önemli davranışlardan biri; bireyin giderek ses tonunu düşürmesidir. İlk ifadesi ile son ifadesi arasında belirgin ses kısıklığı gözlenir.

Sözel Taklit Dönemi ve Ekolali

8-12 aylık bebekler çevresinden duyduğu sesleri taklit etmeye çalışırlar. Bazen duydukları seslerin, sözcüklerin aynısını bazen de benzerini çıkarırlar. Söz öncesi dil gelişiminde bu dönem; sözel taklit dönemli /ekolali dönemi olarak ele alınır. Bu sebeple sözcüklerin tekrar edilmesi, ekolalik konuşma gelişimsel olarak ortaya çıkan normal bir durumdur. Çocukların 30. Ayına kadar gözlenebilir. Zaman içerisinde ekolalik dönem sonlanır ve yerini anlamlı konuşmaya bırakır.

Otizm tanılı çocuklarda konuşma başlangıcında ekolali yaşanması, dil gelişiminin bu dönemden geçtiğini gösterebilir. Dil gelişimini birey hangi yaşta olursa olsun tüm gelişim aşamalarını yaşayarak ilerler. Örneğin; 4 yaşında eğitime başlayan ve hiç konuşamayan bir birey, eğitim aldığı anda 3 kelimeli ifadeler kullanamaz. İsteğini bir anda; ‘’ Anne ben su içmek istiyorum.’’ şeklinde ifade edemez. İlk bağımsız ifadesi ‘’su’’ şekilde olabilir. Bireyin dil gelişimin; sesler, harfler, tek sözcükler şeklinde zamanla artarak devam eder. Otizm tanılı bireyler, tipik gelişim gösteren bireylere göre daha fazla sözel taklit döneminde kalmaktadırlar.

Sözcük tekrarları dil gelişiminin bir parçasıdır fakat otizm tanılı bireylerde; çocukluk döneminden sonra da varlığını sürdürebilmektedir. Bazı bireylerde ekolali, yaşamları boyunca kullanacakları bir iletişim yolu olarak kalmakta ve anlamlı konuşmalara geçiş sağlanamamaktadır.

Uzman Klinik Psikolog

Oyun Terapisti

Özge Özgeç Gürel

Ad Soyad: Deneme Mevlüt DÜLGER
Telefon: 5448900334
E-Mail: mevlutdulger@gmail.com

Açıklama:
deneme

Ad Soyad: deneme_mevlüt
E-Mail: mevlutdulger@gmail.com
Telefon: 5448900334

Açıklama:
deneme amaçlı