Beslenme, çocuğun sağlıklı ve dengeli bir şekilde gelişimini sağlayabilmesi için ihtiyaç duyduğu besin kaynaklarını içermektedir. Yeterli ve dengeli beslenme sağlanmadığında çeşitli sağlık problemleri ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde yetersiz beslenmeye bağlı olarak sıklıkla görülen sağlık problemleri;

0-6 yaş grubu çocuklarda enerji ve besin öğelerinin yetersiz kalmasından kaynaklanan klinik durumlar, kansızlık, D vitaminin eksikliğine bağlı olarak kasların gevşek ve güçsüz olması olarak sıralanmaktadır.

Normal gelişim gösteren ya da gelişimsel geriliği olan bir çocuk beslenme problemleri yaşamaktadır. Bu problemler uzun vadede çocuğun ve bakım verenin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu problemler çocuğun bağımsızlaşmasını engeller ve bir takım sağlık sorunlarını beraberinde getirir.

Beslenme problemleri nelerdir?

  • Yemek yemeyi reddetmek
  • Püre şeklinde beslenmek
  • Yemek yerken nefes almakta zorluk çekmek
  • Belirli yiyecekleri yemekte ısrarcı olmak
  • Yiyeceği ağızda bekletmek
  • Yiyeceği ağzına aldığında öğürmek ya da kusmak
  • Soluk borusuna yiyecek kaçırmak
  • Yemek yeme süresinin uzun olması ve bu süre içerisinde ağlamak ya da iğrenmek
  • Çiğneme ve yutma becerilerine sahip olmamak

Beslenme problemlerinin azaltılması ya da ortadan kaldırılmasına yönelik bilimselliği kanıtlanmış pek çok davranışsal müdahale yöntemi bulunmaktadır. Bu davranışsal müdahalelerin amacı çocuğun yiyecek seçiciliğinin azaltılması ve yiyecek repertuvarının artmasını sağlamaktır. Bunların yanı sıra yemek zamanlarında ortaya çıkan problem davranışların azaltılması amaçlanmaktadır.

Beslenme Problemlerinde Kullanılan Davranışsal Müdahaleler

  • Tercih edilen ve edilmeyen yiyeceklerin eş zamanlı sunulması
  • Tercih edilen ve edilmeyen yiyeceklerin sıralı sunulması
  • Tercih edilen ve edilmeyen yiyeceklerin karıştırılarak sunulması
  • Yeniden sunum tekniği
  • İzleyici gıda tekniği

Beslenme problemleri nasıl saptanır?

Beslenme problemlerini saptamak için; çeşitli ölçekler uygulanmakta ve aile görüşmeleri yapılmaktadır. Saptanan problemlere yönelik olarak multidisipliner yaklaşım ile müdahale programları oluşturulmaktadır. Müdahale programları oluşturulurken davranışsal müdahalelerin bir veya bir kaçı birlikte kullanılabilmektedir.

Beslenme Terapisinde dikkat edilmesi Gerekenler

  • Çalışmalara tek bir yiyecek ile başlanmalıdır.
  • Seçilen yiyecek çocuğun yemediği yiyecekler arasında en tolere edebileceği olmalıdır.
  • Çocuk yiyeceğin öncelikle en sade halini yemelidir. Örneğin; haşlanmış kabak
  • Çalışmalara küçük hedefler ile başlanmalıdır. Örneğin, bir yiyeceğe dilini bir kez değdirmek gibi.
  • Hedef beceriler sistematik bir şekilde arttırılmalıdır.
  • Bir yiyecek ile çalışma tamamlandıktan sonra o yiyeceğin çeşitli yemekleri çalışılmalıdır.
  • Çalışmalar esnasında çocuğun sadece yiyeceği yemesi değil o yiyeceğe dokunması da hedeflenmelidir.

Hazal ÖNDER
Özel Eğitim Öğretmeni

ABA (Applied Behavior Analysis) ülkemizde Uygulamalı davranış analizi olarak kullanılmaktadır. Uygulamalı davranış analizi; davranış ilkelerini kullanarak oluşturulan yöntemleri, toplumsal açıdan önem arz eden davranışları anlamlı bir düzeyde arttırmak amacıyla sistematik bir şekilde uygulayan ve davranışın gelişiminde kullanılan yöntemlerin etkililiğini deneysel çalışmalar ile ortaya koyan bir bilim dalıdır.

1960’lı yıllarda Lovaas uygulamalı davranış analizi ilkelerini kullanarak otizmli çocukların eğitiminde kullanılan ‘’erken yoğun davranışsal eğitim’’ olarak adlandırılan eğitim modeli üzerinde çalışmalarına başlamıştır. Erken yoğun davranışsal eğitim programı; otizmli olan çocuklar ya da gelişimsel geriliği olan bireylerin eğitimleri için Lovaas tarafından California üniversitesinde geliştirilmiştir.

Lovaas; uygulamalı davranış analizi ilkelerine dayalı olarak Ayrık Denemelerle Öğretim (ADÖ – Discrete Trial Training) tekniğini geliştirmiştir. Lovaas, Öğretim tekniklerinin yanı sıra programların içeriğini, becerilerin öğretim sırasını ve nasıl öğretileceğini düzenlemiş ve bunları ‘’Ben Kitabı’’ adlı kitabında anlatmıştır.

Ayrık denemelerle öğretim, ismine tepki vermek, göz kontağı kurmak gibi öğrenmeye hazırlık becerilerinin öğretiminin yanı sıra dil ve iletişim becerileri sosyal beceriler gibi daha karmaşık becerilerin öğretiminde de kullanılmış ve etkililiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Lovaas, otizmli bireyler ile yaptığı araştırmalar sonucunda haftada 30/40 saat yoğun bireysel eğitim alan çocukların %80’lik bölümünün akranlarıyla birlikte eğitim alabilecek düzeye geldiğini gözlemlemiştir.

Lovaas, 1987 yılında bu çalışmasını bir makale olarak yayınlamıştır. “Küçük Yaştaki Otizmli Çocuklarda Davranışsal Müdahale ve Normal Eğitsel ve Zihinsel İşlevde Bulunma”

UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ TEMEL İLKELERİ

Uygulamalılık

Ele alınan davranışların kuramsal açıdan değil, insanın yaşam kalitesini arttıracak, nitelikte ve sosyal açıdan önemli olması olarak tanımlanmaktadır. Arttırılması ya da azaltılması istenenilen davranışlar seçilirken, sosyal açıdan önemli ve öncelikli olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Yaşanılan toplumda kabul görülen davranışlar arttırılırken, uygun olmayan davranışlar azaltılmalıdır.

Davranışsallık

Ele alınan davranışlar, somut olarak gözlenebilir ve ölçülebilir olmalıdır. Davranış tanımları net ve anlaşılır bir biçimde yapılmalıdır. Uygulamalı davranış analizi, ölçme ve değerlendirme sırasında kişiler arasında farklılıklar olmaması adına ölçülebilir, tekrarlanabilir ve sayılabilir davranış tanımları üzerine yoğunlaşmaktadır.

Davranışsallık ilkesinin özellikleri şu şekilde sıralanabilir;

  • Hedef davranış belirlenmeli ve tanımı yapılmalıdır.
  • Hedef davranış için bir planlama oluşturulmalıdır.
  • Davranış ölçülebilir olmalıdır.
  • Uygulama sürecinde; uygulayıcı tüm davranış değişikliklerini kayıt altına almalı ve incelemelidir.

Analitiklik

Neden-sonuç ilişkisinin ortaya konulması anlamına gelmektedir. Davranışın ortaya çıkmasında çevresel olayların etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. Uygulamacının bir davranışı analiz edebilmesi için, davranış üzerinde kontrol gücüne sahip olmalı ve neden-sonuç ilişkisini belirlemesi gerekmektedir.

Teknolojiklik

Uygulamalı davranış analizinde kullanılan yöntemler ve süreç, farklı uygulayıcılar tarafından uygulanabilir bir biçimde rapor edilmelidir. Özellikle uygulama öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yapıldığı ve bireyin tepkileri ayrıntılı bir şekilde açıklanmalıdır.

Kavramsal Bütünlük

Sistematik bir biçimde kavramsal bütünlük oluşturularak anlaşılırlığın kolaylaştırılmasıdır. Uygulamacılar sistematik biçimde kavramsal bütünlük sağlamalıdır. Böylece diğer araştırmacılar ya da uygulamacılar, kavramsal bütünlüğü elde edilmiş olan uygulamalara kolayca ulaşabilirler. Bu özellik aynı zamanda bir disiplin alanı oluşmasına katkı sağlar.

Etkililik

Etkililik, arttırılmak ya da azaltılmak istenilen davranışta değişimin pratikte olacak şekilde olmasıdır.

Genellenebilirlik

Elde edilen davranış değişikliğinin farklı durum, ortam, koşul ve davranışlara da genellenebilmesidir.

UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİNİN VARSAYIMLARI

  • Davranışların iletişim işlevleri vardır.
  • Kişinin geçmiş öğrenmeleri ve biyolojik özellikleri halihazırdaki davranışlarına katkıda bulunur.
  • Uygun ve müsait olmayan davranışların her ikisi de aynı davranış ilkeleriyle yönetilir.
  • Davranışlar içinde bulunulan çevreyle ilişkilidir.

 

Hazal ÖNDER
Özel Eğitim Öğretmeni

DUYU BÜTÜNLEME BOZUKLUĞU NEDİR?

Duyu bütünleme bozukluğu, serebral palsili, otizmli, dikkat eksikliği ve hiperaktivite olan bireyler, erken doğan çocuklar ve bazen normal gelişim gösteren çocuklar veya bebekler duyu bütünleme / duyusal işlemleme semptomları, anormal derecede, azalmış ya da artmış olabilir. Duyusal işleme bozukluğu, bir çocuğun yürürken beceriksiz görünmesine neden olabilir. Kalem kontrolü gibi ince motor becerilerde zorluk yaratabilir ve bu da yazma becerisinde gecikmeye yol açabilir. Duyu bütünleme bozukluğu, zihinsel ve fiziksel dikkat dağınıklığına veya yorgunluğa yol açan aşırı hassasiyetlere veya yetersiz hassasiyetlere de neden olabilir. Görme, işitme ve denge ile ilgili sorunlar, duyu bütünleme terapisi yoluyla ele alınabilir. Duyu bütünleme bozukluğu / duyusal işleme bozukluğu ise bu süreçte yaşanan bazı sorunlardır. Terapi, çocukların duyusal girdiyi yorumlamalarına, ilgisini anlamalarına, özellikle genellikle kontrolleri dışındaki dış uyaranlara yanıt vermelerine yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Örneğin, çocuktan top gibi bir nesneyi alması için terapi istenebilir. Çocuk topu görmesine ve ne için kullanıldığını anlamasına rağmen, görsel yanlışlar nedeniyle topu tanıyamayabilir. Çocuk, dokunmaya karşı aşırı hassasiyet veya duyuları kullanma eksikliği nedeniyle topun ağırlığını veya dokusunu da yanlış algılayabilir.

DUYU BÜTÜNLEME BOZUKLUĞUNUN BELİRTİLERİ

Çocuğunuz aşağıdaki belirtilerden herhangi birini gösteriyorsa, Duyu Bütünleme Bozukluğu / Duyusal İşleme Bozukluğu olabilir. En kısa sürede Ergoterapiste başvurunuz.

Dokunmaya, harekete, görüntülere veya seslere aşırı duyarlı

  • Sinirlilik veya dokunmadan çekilme
  • Belirli kumaş veya yiyecek dokularından kaçınma
  • Sesler, görüntüler veya kokularla dikkatin dağılması
  • Hareket faaliyetlerine olumsuz tepkiler

Azalmış Duyusal Tepki

  • Yoğun duyusal uyaranlar arar: dönme, nesnelere çarpma veya kendine zarar verme davranışları
  • Acı veya vücut pozisyonundan habersiz görünüyor

Alışılmadık derecede yüksek veya düşük aktivite seviyesi

  • Sürekli hareket halinde veya yavaş etkinleşir, kolayca yorulur
  • Çok yüksek veya çok düşük arasında değişebilir

Koordinasyon sorunları

  • Büyük veya ince motor aktivitelerle ilgili zorluklar
  • Zayıf denge
  • İstemeden oyuncakları kırar
  • Bilinmeyen görevlerle ilgili zorluk

Doğru davranışı organize etmede güçlük

  • Dürtüsel
  • Dikkat dağıtıcı
  • Görevlere yaklaşımda çok az planlama gösterir
  • Değişikliklere uyum sağlama veya faaliyetler arasında geçiş yapma zorluğu
  • Zorluk veya başarısızlıkla karşılaşıldığında hayal kırıklığı, saldırganlık veya geri çekilme
  • Zor uyku düzeni
  • Kolayca üzülür
  • Üzüntülerden kurtulmak için yavaş

Zayıf benlik algısı

  • Zor olacağını düşündüğü faaliyetleri reddeder
  • Bazı görevlerin diğerlerinden daha zor olduğunu biliyor ama nedenini bilmiyor
  • Tembel, sıkılmış veya motivasyonsuz görünebilir
  • Zor olan görevlerden kaçınmaya başlayabilir
  • İnatçı, manipülatif veya baş belası olarak etiketlenebilir

Tipik olarak, duyu bütünleme bozukluğu / duyusal işleme bozukluğu olan bir çocuk, yukarıdaki işaretlerden birden fazlasını gösteren bu sorun alanlarının bir takım yıldızına sahip olacaktır. Ele alınmazsa, bu sorunlar zayıf benlik saygısı, akran ilişkilerinde zorluk ve zayıf öz düzenleme ile sonuçlanabilir.

DUYU BÜTÜNLEME BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARDA TERAPİNİN HEDEFLERİ ŞUNLARDIR

  • Algılama sorunları olan çocuklara karışık mesajları ayıklamada yardımcı olun
  • Duyulara bağlı faaliyetlere katılımı teşvik eden fiziksel bir ortam yaratın
  • Bir çocuğun belirli duyusal algılarının genel fiziksel, sosyal, insani gelişimini nasıl etkilediğini belirleyin.
  • Çocukların çevrelerini keşfetmelerine, öğrenmelerine duyularını geliştirmelerine olanak tanıyan etkinlikleri teşvik edin.
  • Düzensiz algının neden olduğu engelleri belirleyin, ortadan kaldırın
  • Çoklu duyumları düzenleyen, arka plan uyaranlarını filtreleyen, algı eksikliklerini telafi eden yeni duyusal işleme yaklaşımları uygulayın
  • Çocuğun vücut pozisyonu ve işlevi hissini geri kazandırma (vestibüler ve propriyosepsiyon olarak da bilinir)
  • Motor planlama (praksis) yeteneklerini eski haline getirin, böylece bir çocuk hareketi planlamak, başkalarının hareketlerine cevap vermek ve vücudun uzay ile ilişkisini anlamak için kendi duyularına odaklanabilir.

DUYUSAL ALGISIYLA MÜCADELE EDEN ÇOCUK BELİRTİLERİ

  • Oturma ya da ayakta rahatsızlık
  • Çok sıcağı ya da çok soğugu hissetmemek
  • Yüksek ya da düşük fiziksel aktivite seviyeleri
  • Bir görevi gerekli fiziksel işlevle ilişkilendirememe
  • Uygunsuz fiziksel tepkiler
  • Eksik ya da fiziksel koordinasyon
  • Dış olaylara çok az tepki
  • Kendine güvensiz
  • Dokunmak için aşırı hassasiyet ya da düşük hassasiyet
  • Huzursuzluk ya da davranış sorunları
  • Konuşma gecikmeleri
  • Dokulara, yiyeceklere ya da sese güçlü tepkiler

DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİNİN FAYDALARI

  • Eylemi, sonucu önceden tahmin ettirir
  • Duyusal girdiyi doğru şekilde yorumlatır
  • Fiziksel denge, mekan duygusu yaratır
  • Olumlu davranış kalıpları geliştirir
  • Korkuyu ortadan kaldırır
  • Oyunu, sosyalleşmeyi teşvik eder
  • Duyusal savunmayı azaltır
  • Girdi intoleransını en aza indirir
  • Olumsuz fiziksel reaksiyonları azaltır

Ebeveynler ve bakıcılar da çocuklarıyla verimli bir şekilde nasıl etkileşim kuracaklarını öğrendikleri beraberinde ilişkiyi büyük ölçüde geliştirdikleri için duyu bütünleme terapisinden yararlanırlar.

DUYU BÜTÜNLEME TEDAVİSİNİ KİMLER YAPAR?

Duyu Bütünleme Bozukluğu’nda duyu bütünleme terapisini genellikle Ergoterapistler bir müdahale aracı olarak Ergoterapi seanslar içerisinde kullanmaktadır. Ergoterapi lisans eğitimden mezun bir Ergoterapist duyu bütünleme terapisi yapar. Ayrıca eğitim almış fizyoterapist veya dil ve konuşma terapistleri de duyu bütünleme terapisi yapabilir.

Rabia CENGİZ 

Ergoterapist

Dikkat ve öğrenme birbirini destekleyen iki önemli kavramdır. En genel tanımıyla dikkat, bir uyarana odaklanmak ve uyaranın verdiği mesajı kavrayabilmek olarak açıklanabilir. Bu odaklanma süresine göre dikkatin gelişip gelişmediği veya ne kadar güçlü olduğu anlaşılmaktadır. Bebeklikten itibaren sürekli farklı uyaranlarla karşılaşmak ve bu uyaranları odaklanarak anlamaya çalışmak dikkati geliştirmektedir. Bebeklik döneminde farklı bir sesten, görüntüden odak noktası sürekli değişmektedir. Bebekler, hayatı daha yeni keşfetmeye başladıkları için dikkatlerini uzun süre tek bir noktada tutmak zordur. Ancak yaş ilerledikçe çocukların yaptığı aktiviteler, çevresindeki olağan uyaranlara alışmaları ile dikkatleri gelişmektedir. Burada ebeveynlerin farkında olması gereken nokta ise; dikkatin geliştirilebilir bir yetenek olduğunu bilmektir. Kavrama ve öğrenmeyi etkileyen dikkat geliştirme, özellikle okul öncesi çocukları için oldukça önemlidir. Bunun için okul öncesi dikkat çalışmaları ile çocukların hafızası ve odaklanmaları geliştirilmelidir.

Okul öncesi dikkat çalışmaları, çocukların okulda başarılarını etkileyen hem eğlenceli hem de eğitici etkinliklerden oluşmaktadır. Eğlence, okul öncesi dikkat çalışmalarında temel noktadır. Çocukların sıkılmaması için okul öncesi dikkat çalışmalarında katı kurallardan, yaşına uymayan etkinliklerden uzak durulmalıdır. Her yaşın gelişimine uygun olacak şekilde eğlenceli dikkat geliştirme etkinlikleri olduğu için çocuğunuza en uygun etkinliği seçmeniz önemlidir. Böylelikle çocuklar bu etkinlikleri bir ders gibi değil, bir oyun gibi görebilmektedir. Okul öncesi dikkat çalışmaları, bir oyun gibi hayata geçirildiğinde çocuklar için daha ilgi çekici olmaktadır. Böylelikle etkinliklerin de verimi yükselmektedir. Ayrıca okul öncesi dikkat çalışmaları esnasında ortamın çocukların dikkatinin dağılmayacağı şekilde düzenlenmesi gereklidir. Farklı ses veya görüntü çocukların hemen dikkatini çekeceği için dikkatlerinin kısa süre içerisinde dağılması olasıdır. Bu nedenle okul öncesi dikkat çalışmaları için etkinlik yaparken ortamın sessiz, farklı uyaranlardan izole edilmiş bir şekilde olmasına dikkat edilmelidir. Okul dönemine kadar okul öncesi dikkat çalışmaları ile odaklanması güçlenen çocuklar, okul dönemlerinde de öğrendiklerini kolaylıkla kavrayabilmektedir.

Betül ARI

Psikolog

Dikkat Eğitmeni

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu bireyin yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunlarıyla kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur.
DEHB genetik, biyolojik ve psikososyal etkenler gibi çoklu nedenleri olan ve çocuklukta en yaygın görülen davranış bozukluğudur.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri

1- DEHB alt tipleri;
-Dikkatsizliğin ön planda olduğu tip
– Hiperaktivite ve Dürtüselliğin ön planda olduğu tip ve- Bileşik tip

Dikkat Eksikliği

Çoğu zaman;

  •  dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar.
  • Üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
    kendisi ile konuşulduğunda tam olarak dinlemiyor görünür.
  • Yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz.
  • Etkinlik, görev planlamada ve düzenlemede zorluk çeker.
  • Zaman belirli bir süre üzerinde zihinsel çaba gerektiren okul çalışması, ev ödevi gibi görevlerden hoşlanmaz, kaçınır, isteksiz davranır.
  • Yapmakta olduğu görev (iş) ya da etkinlik için gerekli olan malzemeyi (kalem, oyuncak, alet) kaybeder.
  • Dışarıdan gelen uyarılarla dikkati kolaylıkla çelinir.
  • Günlük etkinliklerinde ve işinde çoğu zaman unutkanlıklar yaşar.

Hiperaktivite

  • Çoğu zaman eli ayağı boş durmaz, oturduğu yerde kıpırdanır durur.
  • Çoğu zaman oturması gerekli durumlarda, örn. derste kalkıp gezinir.
  • Çoğu zaman uygunsuz bir halde gezinir, tırmanır durur (ergen ya da yetişkin ise huzursuzdur).
  • Çoğu zaman oyun ya da eğlence etkinliklerini sakince sürdürmede zorlanır.
  • Çoğu zaman çoğunlukla hareket halindedir ya da kurulmuş motor gibidir.
  • Çoğu zaman çok konuşur.

Dürtüsellik

  • Çoğu zaman soru bitmeden cevaplamaya kalkar.
  • Çoğu zaman sırasını beklemede zorlanır.
  • Çoğu zaman başkalarını rahatsız edecek şekilde çoğunlukla böler, sataşır (örn:konuşmaya ya da oyuna girer).

2- 12 yaşından önce birkaç dikkatsizlik ya da aşırı hareketlilik belirtisi vardır.
3- İki ya da daha fazla ortamda görülür. ( ev, okul, iş)
4- Toplumsal yaşama uymada, okul başarısında ve mesleki işlevsellikte bozulma vardır.
5- Davranışların çoğunu en az 6 ay süreyle göstermiş olması gereklidir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Görülme sıklığı

Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık rastlanır. Erkek çocuklarda genellikle
hiperaktivite ve impulsivite belirtileri ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat
eksikliği belirgindir. DEHB her kültür ve toplumda görülen bir bozukluktur. Toplumda
görülme sıklığı farklı araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmesine karşın yaklaşık %5-
6 gibidir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Nedenleri

  • DEHB genetik ve biyolojik temellidir. Aile çalışmalarından elde edilen bilgiler
    DEHB olan çocukların anne babalarında benzer belirtiler olma oranının 2-8 kat
    fazla, kardeşlerinde ise diğer çocuklara oranla 2-3 kat fazla olduğunu
    göstermiştir.
  • Çevresel faktörler ise direkt olarak DEHB’e neden olmasa da genetik olarak
    yatkınlığı olan bireylerde riski artırır:
    Doğum öncesi: Gebelikte hastalanma, alkol, sigara ve ilaç kullanımı.
    Doğum sırasında: Erken doğum, doğum komplikasyonları.
    Doğum sonrası: Küçük yaşta geçirilen ameliyat, kaza veya hastalıklar, hastalık
    tedavisinde etkili olan fakat yan etkisi olan ilaçlar alınması.

Yaşlara Göre DEHB

Belirtilerin 12 yaşından önce başlaması gerekir. Genellikle 4-5 yaşlarında belirtiler
belirgin hale gelir. Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren huysuzlukları az
uyumaları ve az yemeleri ile dikkat çekerler. Hatta dehb anne karnından itibaren kendini
belli eder. Bebeklik döneminde huzursuzluk, kolik, uyku sorunları sıktır. Oyun
çocukluğu döneminde aşırı hareketli, yaramaz, sürekli koşturan ve kendilerine zarar
veren çocuklardır. Saldırgan davranışlar, öfke nöbetleri sıktır. Oyun ve oyuncaklardan
çabuk sıkılırlar.

Okul döneminin başlamasıyla dikkat eksikliğine bağlı öğrenme sorunlarının gündeme
gelmesi ve arkadaşlarla olan sorunları aileyi tedirgin etmeye başlar. Ergenlik döneminde
ise okul başarısızlığı yanında davranış sorunları ve aileye karşı gelişen tutumlar
gözlenir. Ergenlikte aşırı hareketlilik azalır ve yerine çabuk sıkılma ve dikkat kusuru belirgin olur.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Tedavi

  • DEHB’de birincil tedavi seçeneği farmakolojik tedavidir. İlaç tedavisiyle birlikte psikoeğitim (çocuk ve aile), bilişsel ve davranışsal yaklaşımlar ve Attentioner dikkat terapisi tedavinin içinde yer almaktadır. Aksi takdirde ilaçla tedavi amacına ulaşmamaktadır.

Betül ARI

Psikolog

Dikkat Eğitmeni

Attentioner İle Dikkatimi Topluyorum Programı Nedir ?

Attentioner Programı Bremen Üniversitesi-Almanya’da geliştirilmiştir. Çocukların dikkatini iyileştirmek ve günlük hayatta karşılarına çıkan görsel ve işitsel uyaranlara rağmen dikkatlerini sürdürebilmelerini sağlamak amacıyla

geliştirilmiş nöro-psikolojik tabanlı bir terapi programıdır. Sonuçları program sonrası uygulanan dikkat testi ile kanıtlanabilmektedir.

Attentioner Programının Amacı Nedir?

  •  Çocukların,dikkatlerinidahaiyitoplamalarıvesürdürebilmelerisağlanır.
  • Kendi başlarına problem çözme yetenekleri desteklenir.
  • Sorun çözme becerisi ve öfke kontrolü sağlanır.
  • Denetleme, organizasyon ve zamanlama becerileri geliştirilir.
  • Ödül sistemi ve sosyal davranış kartları ile sosyal davranış becerilerinin gelişmesi, dürtüselliğin önüne geçilmesi hedeflenir.

Sonuç olarak tüm program boyunca günlük hayat simule edilmiş olur.

Kimlere Uygulanır ?

  •  7-18 yaş grubundaki çocuklar,
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) tanısı almış çocuklar ,
  • Genel olarak tanı almamış fakat dikkat problemi yaşayan çocuklar ,
  • Sınava hazırlanan çocuklar (Sınav öncesi destek olarak uygulanır)

Farklı Tanıları Olan Çocuklar ile Çalışılabilir mi ?

 Dikkat eksikliğinin yanı sıra otizm, gelişimsel gerilik ya da nörolojik tanıları olan her çocuk ile çalışma yapılabilir.

Özellikle ilaç kullanımından istenilen düzeyde verim alamayan ya da ilaç kullanmayı tercih etmeyen çocuklar için etkili bir programdır.

Attentioner Programı Nasıl Uygulanır?

  •  Bireysel veya grup olarak uygulanır.
  • 15 oturumdan oluşur; Her oturum 40-60 dakika sürer.
  • Oturumlar haftada bir veya iki kere
  • Her oturumda ortalama 4 görev ve bir ev ödevi bulunmaktadır.
  • Çocuklara uygun figürler kullanılarak çalışma somutlaştırılır. Tayfun adlı bir ejderhanın hikayesi ile başlar ve onun verdiği görev ve egzersizlerle ilerler.
  • Ödül sistemi ile davranış düzenlemesi ve başarı motivasyonu
  • Ek olarak uygulanabilecek olan 5 ebeveyn oturumu, öğrenilen stratejilerin günlük hayata aktarımını sağlar.

 Betül ARI

Psikolog
Attentioner Eğitmeni

Dikkat, bir şeyi öğrenmek, anlamak veya kavramak amacıyla gösterilen zihinsel çabadır. Dikkat, etkili ve kalıcı öğrenmenin gerçekleşmesi için özel bir öneme sahiptir.

Dikkat, öğrencinin öğrenme sürecinin yanında; davranışlarının şekillenmesinde, algılamasında, hatırlamasında, iletişim kurmasında, problem çözmesinde ve diğer bilişsel alanlarında da önemli bir role sahiptir.

Dikkat sürecini etkileyen bir dizi psikolojik, çevresel ve sosyal değişkenler söz konusudur. Bu nedenle dikkat probleminin çeşitli tedavi yöntemleri ile erkenden farkında olunması ve kontrol altına alınması son derece önemlidir.

Dikkat Geliştirme Programı Nedir ?

Dikkat Geliştirme Programı, 3-6 yaş arasındaki çocukların dikkatini iyileştirmek, günlük hayatta karşılarına çıkan görsel ve işitsel uyaranlara rağmen dikkatlerini sürdürebilmelerini sağlamak ve dürtü kontrolü becerilerini düzenlemek amacıyla uygulanan bir tedavi programıdır.  

Dikkat Geliştirme Programı Kimlere Uygulanır ?

  • 2-6 yaş grubundaki çocuklar,
  • Dikkat problemi yaşayan çocuklar,
  • Hiperaktif ve dürtüsel çocuklar 

Dikkat Geliştirme Programının Kazanımları Nelerdir ?

  • Çocuğun seçici dikkat, bölünmüş dikkat ve odaklanma işlevlerinde etkili bir iyileşme hedeflenir.
  • Görsel ve işitsel algılama becerileri ve kısa süreli bellek geliştirilir.
  • Düşünme, mantık yürütme, sayısal ve sözel beceriler, sınıflama ve sıralama da kazanımlar arasındadır.
  • Denetleme, zamanlama ve organizasyon becerileri geliştirilir.
  • Dürtüselliğin önüne geçilmesi hedeflenir.
  • Problem çözme yetenekleri desteklenir.

Dikkat Geliştirme Programı Nasıl Uygulanır ?

  • Bireysel olarak uygulanır.
  • Oturumlar haftada 1 veya 2 kez olacak şekilde planlanır.
  • Her oturum 40 dakika sürer.
  • Her oturumda seçici dikkat, bölünmüş dikkat, işitsel ve görsel algı, kısa süreli bellek ve bilişsel süreçleri içeren beceriler ele alınır.
  • Oturumların sayısı duruma göre değişkenlik gösterebilir.
  • Ayrıca ek olarak uygulanabilecek ebeveyn oturumu ile aileye psikoeğitim verilir.

Betül ARI

Psikolog

Dikkat Eğitmeni